Sezaryen, sezaryan doğumun artış sebepleri nelerdir? Sezaryenle doğum yapmak özellikle günümüzde bir hayli popüler olmuş ve geçen her zaman popülerliğini artırmaktadır. Bu durumun birçok sebebi var elbette. Fakat en büyük sebep kesinlikle normal doğuma oranla riskin daha az olması olarak gösterilebilir. Normal doğum esnasında yaşanabilecek birçok riski ortadan kaldırarak, bebeğin anal kanal yerine anne karnı kesilerek çıkarılmasına dayanan sezaryen tıbbın ilerlemesi ile birlikte oldukça güvenilir bir doğum yöntemi olayı başarmış ve birçok anne adayının tercihini oluşturmuştur.
Ameliyathane koşullarının ve teknik ekipmanların gelişmesi, modern dikiş materyallerinin son derece güzel işler çıkarabilmesi, gerektiği noktalarda devreye girecek ilaçların varlığı gibi sebepler sezaryen doğumun popülaritesini artıran en temel etkenler. Örnek verecek olursak normal doğum esnasında bebeğin ters gelmesi durumunda yani, kafası önde olmak yerine kafası arkada olacak şekilde gelesi durumunda bebek ölümleri hiç de azımsanacak bir hal sergilememektedir. %15 civarında bebek ölümleriyle sonuçlanan ters gelme durumu ile bebeğin hayati riski, sezaryen ameliyat gerçekleştirilerek, ortadan kaldırılmaktadır. Günümüzden 25-30 yıl öncesinde sezaryen ameliyatlar bu kadar yaygın değildi ve normal doğum çoğu insan için kaçınılmaz tek seçenekti. Bu dönemlerde bebeğin ters gelmesi sonucu yaşamını kaybetmesi gibi acı olaylar sık derecede rastlanılmaktaydı. Bu durumu ortadan kaldırmanın günümüz teknolojisi ile mümkün hale gelmesi, gerek en baştan sezaryeni tercih etmekle, gerekse olası bebeğin ters gelme durumunda anne karnının yarılarak bebeğin çıkarılması ile bu büyük oran düşürülmüştür ve sağlıklı doğumlar yapılabilmektedir.
Sezaryen doğumun bütün üstünlüklerine rağmen, tıp çevreleri tarafından şayet tıbbi bir gerekçe yoksa normal doğum önerilmektedir. Anne adayının kendisini normal doğuma hazırlamış olması, ana rahminde bulunan bebeğin gelişiminin normal olması durumlarında sezaryen doğumu tercih etmek yanlış olacaktır. Babaların dahi doğuma girebildiği çağdaş düzen içerisinde doğum olayları gayet başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmekte ve olası ters durumların yaşanılması halinde gerekli müdahaleleri yapabilecek saygın tıp otoritesi gerek ülkemizde gerekse bütün dünya ülkelerinde mevcuttur. Bu nedenlerden ötürü, sağlık problemi yaşamayan anne adayları, bebeklerini normal doğum ile dünyaya getirmeli, bu tadı tatmaktan mahrum kalmamalıdırlar.
Şayet sezaryen ameliyat kaçınılmaz ise bu duruma anne adaylarının kendilerini hazırlamaları gerekmektedir. Her ne kadar ameliyat sırasında acı ve ağrı duymayacak olsalar da anne adayları ameliyat sonrasında büyük bir yorgunluk hissedecek ve dinlenmeye ihtiyaç duyacaklardır. Bu bağlamda sezaryen ameliyatla bebeğini dünyaya getirmiş anneler, 3-4 hafta kadar bir süre kendilerini yormamalı ve dinlenmelidirler.